16 Kasım 2021 Haber Yayın Tarihi:

“Mutfak yanıyor! Tencerelerde et yerine dert kaynıyor”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen, Türkiye’deki ekonomik gidişatın, TL’nin değer kaybının ve enflasyonun yoksulluğu arttırdığını, bundan da en çok mutfağın etkilendiğini söyledi. Zamların yaşamın her alanında etkili olduğunu ancak temel gıda maddelerindeki fiyat artışının sık aralıklarla ve yüksek olması sebebi ile kadınların mutfakta bunu çok derin ve acı hissettiklerini anlatan Esen, “Mutfak yanıyor! Tencerelerde et yerine dert kaynıyor” dedi

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen, Türkiye’nin ekonomik anlamdaki gidişatının kaygı verici olduğunu söyledi. İşçisinden, memuruna, emeklisine ve çiftçisine kadar toplumun birçok kesiminin gelirlerinin giderlerine yetmediği, kredi kartları ve borçla günü kurtarmaya çalıştıklarını ve vatandaşın ciddi bir dar boğazda olduğunu kaydeden Esen, kadınların da evde yemek yapamayacak hale geldiğini, çocuklarının gelişiminden endişe duyduğunu vurguladı. Esen, “Enflasyon ve döviz karşısında yoksulluğa sıkışmış bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bugün toplumun yüzde 86’sı ekonomik kriz yaşandığını düşünüyor. Türkiye yeniden ‘Derin Yoksulluk’ çeken ülkeler arasına girdi. Bazı medya organlarının ise ya her şey çok harika gibi bir algı yönetiminde olduğu ya da ‘markete aç gitmeyin, çocuk götürmeyin, ikram edileni almayın canınız kalır almak zorunda kalırsınız’ gibi gerçekçi olmayan ve pişkin yorumlarını üzülerek ve kaygıyla gözlemliyoruz” diye konuştu.

Halk yoksulluk içinde

Başkanlık sistemine geçildiğinden bu yana ekonomik anlamdaki kötü gidişatın hızla devam ettiğini de vurgulayan Esen, “Partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçtiğimizden beri ekonomik anlamda sorunlar yaşıyoruz. Şu anki yönetimde olmaması gereken her şey yaşanıyor. Genel Başkanımızın dediği gibi ülke yönetilemiyor. 2008 yılında 200 liranın karşılığı 123 dolar iken bu günkü karşılığı sadece 23 dolar. Bakın kaç kat gelir bizim vatandaşımızın cebinden çıkmış. Bu bizim vatandaşımızın, yoksulun, emeklinin, işçinin verdiği vergilerle dolan hazinenin, gereksiz ve bazı şirketlerin kasasını dolduracak uygun olmayan yatırımlarla yok edilen parasıdır. Halk bunun yansımasını yoksulluk olarak yaşıyor. En zengin ve en fakir arasındaki fark 27 kata çıkmış, adeta ahlaksız bir eşitsizlik yaşanıyor ve bunu işçisi, çiftçisi, emeklisi, kadınlar, çocuklar, gençler herkes çok ağır ve derin hissediyor” ifadelerini kullandı..

Düşünceni söyle, yorum yaz...