“Basın özgürlüğü” panelinde Ocak ayında katledilen gazeteciler anıldı

“Basın özgürlü” panelinde Ocak ayında katledilen gazeteciler anıldı

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Basın Özgürlüğü ve Türkiye” konulu panelde basın özgürlüğü masaya yatırılırken, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Metin Göktepe ve Hrant Dink nezdinde katledilen gazeteciler de anıldı.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ile uzun yıllar Milliyet Gazetesi’nde muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptıktan sonra geçtiğimiz yıl istifa ederek T24 sitesinde köşe yazarlığı yapan Gazeteci-Yazar Gökçer Tahincioğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı panel, Turgut Özal İş Merkezi Belediye Konferans Salonu’nda yapıldı.

Paneli CHP İl Başkanı Hasan Eray Tüfekçi, Emek Partisi İl Başkanı Cafer Gökmen, HDP İl Başkanı Ümit Küçükbayatlı, Çağdaş Avukatlar Derneği Başkanı Av. Ahmet Özdel, KESK’e bağlı sendikaların şube başkanları ile çok sayıda yurttaş izledi.

Modetarörlüğünü ADD Çorum Şube Başkanı Uğur Demirer’in yaptığı panelde CHP İl Başkanı Tüfekçi bir açış konuşması yaptı. Türkiye’nin karanlıktan kurtulması adına demokrasi güçleriyle ortak mücadele edeceklerinin altını çizen Tüfekçi, yaklaşan yerel seçimler öncesinde birlik ve beraberliğin artarak devam edeceğini kaydetti.

Türkiye’de basının durumu ve ifade özgürlüğünün kötü bir durumda olduğunu belirten Tüfekçi, halkın haber alma hakkının kısıtlanmasına yönelik baskı ve sansür politikalarının uygulanmaya başlandığını söyledi.

Tüfekçi’nin açış konuşmasının ardından Fatih Polat ve Gökçer Tahincioğlu, basının içerisinde bulunduğu durumun bir özetini çıkardılar.

Yapılan konuşmaların ardından panel, soru-cevap bölümüyle birlikte sona erdi.

******

“Geçmişte gazeteciler öldürülüyordu,

şimdi ise gazetecilik öldürülüyor”

“Basının % 90’ı kontrol altında”

***   Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamelerin tamamen kanaatlere dayandığını söyleyen Fatih Polat, “Sadece kanaatlere dayanılarak müebbet hapis cezası bile verilebiliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi gazeteler yayın politikasından ötürü operasyona maruz kalabiliyor. En son Cumhuriyet Gazetesi’nin yaşadığı gibi. Şu anda cemaatten yargılanan savcıların hazırladığı iddianamelerle çok sayıda gazeteci yargılanıyor” dedi.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Türkiye’de basının zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Basının yüzde 90’ının kontrol altında tutulduğunu ifade eden Polat, “En son Doğan Grubu, Erdoğan’a gözyaşı döken bir patron tarafından satın alındı. Şuanda 150 gazeteci tutuklu. O kadar çok dava var ki, artık duruşmalara yetişemez haldeyiz” dedi.

“GAZETECİLER, CEMAATTEN YARGILANAN SAVCILARIN

HAZIRLADIĞI İDDİANAMELERLE YARGILANIYOR”

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Basın Özgürlüğü ve Türkiye” konulu panelde konuşan Polat, gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamelerin somut hiçbir delile dayanmadığını belirterek, “İddianamelerin kalitesinden söz edemiyoruz bile. İddianameler tamamen kanaatlere dayanıyor. Sadece kanaatlere dayanılarak müebbet hapis cezası bile verilebiliyor. Bunlar yetmiyormuş gibi gazeteler yayın politikasından ötürü operasyona maruz kalabiliyor. En son Cumhuriyet Gazetesi’nin yaşadığı gibi. Şu anda cemaatten yargılanan savcıların hazırladığı iddianamelerle çok sayıda gazeteci yargılanıyor” dedi.

“HAYAT DEVAM EDİYOR, GAZETECİLİK DE DEVAM EDECEK”

İmkanlar dahilinde Türkiye’de gazeteciliğin yapılmaya devam ettiğini belirten Fatih Polat, “Hayat devam ediyorsa gazetecilik de devam edecek” ifadelerini kullandı.

MUMCU, GÖKTEPE VE DİNK HALEN ÖĞRETİYOR

Polat, konuşmasının devamında Ocak ayında katledilen gazetecileri andı. Uğur Mumcu’nun kendi kuşakları açısından örnek alınan bir gazeteci olduğunu söyleyen Polat, bugün Türkiye’de “araştırmacı-gazetecilik” ifadesi kullanılıyorsa bunda Uğur Mumcu’nun izinin büyük olduğunu kaydetti.

Polat, “Uğur Mumcu’nun Rabıta isimli eserini okuduğunuzda Suudi Arabistan’ın Cemal Kaşıkçı cinayetini neden İstanbul Konsolosluğu’nda seçtiğini anlarsınız” diyerek, Mumcu’nun çok önemli konular üzerinde çalışan duayen bir gazeteci olduğunu dile getirdi.

Polat, Ocak ayında katledilen bir diğer gazeteci Hrant Dink’in katledilmesinin ardından Türkiye’nin çok önemli bir sorunla yüzleştiğini belirtirken, Metin Göktepe’nin ise sokak haberciliği yapan bir gazeteci olduğunu söyledi. O dönemde sokak haberciliği yapan gazetecilerin sık sık polis şiddetiyle karşılaştığını ifade eden Polat, “Ocak ayında öldürülen her üç gazeteciyi de toplum güçlü bir şekilde sahiplendi. Cenazeleri onbinlerce yurttaş tarafından kaldırıldı. Ancak burada önemli olan gazeteciyi yaşarken sahiplenebilmektir” dedi.

****

“Artık slogan gazeteciliği yapılıyor”

“Okur desteğiyle

ayakta durmak önemli”

“Bütün günahlarına rağmen anaakım

medyada habercilik yapılabiliyordu”

***   Toplumu ya slogan atan bir gazete ya da iktidarın söylemek istediğini iktidar adına yapan bir gazetecilik garabeti istediğini vurgulayan Gökçer Tahincioğlu, “Burada sansür ve otosansürden söz edilemez.  Mesela, bir yere yapılan yol, haber değeri taşır. Ama bu yol çöktüyse daha büyük haberdir. O garabet gazetecilikte çöken yol, haber olarak görülmez” dedi.

Gazeteci-Yazar Gökçer Tahincioğlu, 21 yıl anaakım medya diye tabir edilen Milliyet’te çalıştığını belirterek, “İyi-kötü bütün günahlarına rağmen anaakım medyada gazetecilik yapılabiliyordu. Yolsuzluk haberleri, işkence haberleri yapılabiliyordu. Şuanda isimleri geleneksel olsa da anaakım medya içi boşaltılan kurumlara dönüştürüldü. Günümüzde ne yazık ki sadece slogan gazeteciliği yapılıyor” dedi.

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu’nun “Basın Özgürlüğü ve Türkiye” konulu panelinde konuşan Tahincioğlu, Hrant Dink’in 2007’de katledilmesinin ardından 2016 yılına kadar hiçbir kamu görevlisinin yargı önüne çıkarılmadığını kaydederek, “Devlet içerisindeki kliklerin çatışmasının 15 Temmuz’dan sonra su yüzüne çıkmasıyla birlikte kamu görevlileri de yargı önüne çıkmaya başladı. 15 Temmuz olmasaydı, hiçbir kamu görevlisi Hrant davasında yargılanmayacaktı” ifadelerini kullandı.

90’lı yıllarda bombalanan gazete büroları, öldürülen gazeteciler ve Metin Göktepe örneğinde olduğu gibi “terörist” diye cezasızlık sürecine yol verilerin örneklerin bulunduğunu kaydeden Tahincioğlu, “İyi-kötü bütün günahlarına rağmen anaakım medyada gazetecilik yapılabiliyordu. Yolsuzluk haberleri, işkence haberleri yapılabiliyordu. Şuanda isimleri geleneksel olsa da anaakım medya içi boşaltılan kurumlara dönüştürüldü” şeklinde konuştu.

“Toplum olarak uyuşmuş, travmatik olmuş, şaşırma duyumuzu yitirmiş haldeyiz. Başımıza ne gelse yarım gün içerisinde adapte olabiliyoruz” diyen Tahincioğlu, basının bu duruma gelmesinde toplumun rolünün de önemli olduğunu dile getirdi.

Toplumun, ya slogan atan bir gazete ya da iktidarın söylemek istediğini iktidar adına yapan bir gazetecilik garabeti istediğini vurgulayan Tahincioğlu, “Burada sansür ve otosansürden söz edilemez.  Mesela, bir yere yapılan yol, haber değeri taşır. Ama bu yol çöktüyse daha büyük haberdir. O garabet gazetecilikte çöken yol, haber olarak görülmez” dedi.

Konuşmasının son bölümünde Metin Göktepe’ye değinen Tahincioğlu, “Metin Göktepe bir basın emekçisiydi. İnsanların inadı sayesinde katilleri bulundu ve istenilen oranda olmasa da cezalandırıldı. Bugün Evrensel’in dimdik ayakta duruyor olmasında o günkü dayanışmanın çok büyük rolü var” dedi. 

Düşünceni söyle, yorum yaz...