


Salur, Aslan Köy, Eşen, Eşençay, Eski Köy, Karakaya ve Kızılpınar… İsimleri farklı olsa da kaderleri aylardır aynı olan, birbirine bağlı koca bir köy grubu. Günümüz Türkiye’sinde ulaşımın bir hak, can güvenliğinin ise en temel zorunluluk olduğunu unutan yetkililerin radarına girmeyi başaramayan bu grup köy yolları, adeta birer “korku tüneline” dönüşmüş durumda.
Soruyoruz: Bir yolun yapılması için illaki can kaybı mı yaşanması gerekiyor?
Dilekçeler Çöp Mü Oldu?
Köy muhtarlarının ellerini taşın altına koyarak, vatandaşın feryadını resmiyete döktüğü ve yetkililere sunduğu onlarca istek dilekçesi aylardır sümen altı ediliyor. Muhtarların birlik olup çaldığı her kapı yüzlerine kapanırken, yazılan resmi yazılar adeta bürokrasinin derin dehlizlerinde kayboldu. Köylünün ve muhtarların haklı çırpınışları, karar mercilerinde neden hiçbir karşılık bulmuyor? Bu vurdumduymazlığın arkasında ne yatıyor?
Her Gün Ölümle Burun Buruna!
Onlarca köy ve mezraya ulaşım sağlayan bu ana damar, sadece araçları yıpratmakla kalmıyor; her gün bu yolu kullanmak zorunda olan binlerce vatandaşımıza adeta ecel terleri döktürüyor.
Tadilat Yok, Bakım Yok: Aylardır tek bir çivinin bile çakılmadığı yolda derin çukurlar ve çökmeler baş gösteriyor.
Görmezden Gelinen Tehlike: Güzergahı kullanan sürücüler, “Her an bir kaza yapacak mıyız?” korkusuyla direksiyon sallıyor.
Kaderine Terk Edilmiş Taşra: Şehir merkezlerindeki şatafatlı projelerle övünen yetkililer, taşradaki can güvenliğini neden görmezden geliyor?
Açık Çağrımızdır:
Bu yolları kullanan insanlar bu ülkenin üvey evladı mıdır? Muhtarların feryadını, köylünün isyanını ne zaman duyacaksınız? Salur’dan Kızılpınar’a uzanan bu çile yolunun bir an önce masaya yatırılmasını, vaatlerin değil, iş makinelerinin sahaya inmesini bekliyoruz. Unutmayın; ihmal ettiğiniz o yollar, yarın telafisi imkansız acılara gebe olabilir!



