
Siyasetin son dönemdeki “performansı” göz dolduruyor; ama ne yazık ki sandıkta değil, akıllı telefonların galerilerinde! Seçmenin “refah seviyesi ne olacak?” diye beklediği masalarda, meğer “hangi filtreli fotoğrafım daha çekici çıkar?” simülasyonları yapılıyormuş.
Vatandaş Hizmet Beklerken, Onlar “Poz” Bekliyor
Bir koltuğa oturanın zihninde memleketin kalkınma planları uçuşur sanıyorduk; meğer zihinler, karşı cinse gönderilecek “özel içerikli” mesaj trafiğiyle meşgulmüş. Vekilinden meclis üyesine kadar geniş bir yelpazede izlediğimiz bu “siyasi sergilemecilik”, kamu hizmetinden çok bir reality şovun kaotik bölümlerini andırıyor. İstanbul’dan kurulan fantezi köprüleri, kadraja sığdırılmaya çalışılan uzuvlar ve halkın iradesini temsil etmesi gereken o “saygın” makamların, birer flört aplikasyonu gibi kullanılması…
“Gaz-Eticilik” ve Şantajın Estetiği
Meselenin daha da dramatik boyutu ise bu görüntüleri bir koleksiyonermişçesine toplayıp, köşe başında “Bakın daha kimlerin nesi var!” diye pazarlayan “gaz-etici” figürleri. Haber mi yapılıyor, yoksa mahrem bir arşiv üzerinden “şeylerin şeyi” mi yarıştırılıyor belli değil. Bilgi halka mı ulaştırılıyor, yoksa bir şantaj sarmalında “şeyi şey edenlere” mi servis ediliyor?
Soru İşaretleri ve Ünlemler Arasında:
• Biz bu isimleri, memleketin kaderini “çekip” düzeltsinler diye seçtik; kendilerini “çekip” paylaşsınlar diye değil.
• Hangi partinin logosu altında olursa olsun, bu “şeyleşmiş” siyaset anlayışı etik kuralları sadece ihlal etmekle kalmıyor, adeta yerle bir ediyor.
• Kamu görevi, birer “fantezi dünyası” simülasyonu değildir.
Sonuç olarak; önümüzdeki günler, bu “şeylerin” içinden çıkılmaz bir hal aldığı, kimin elinin kimin “şeyinde” olduğunun (belgeleriyle!) döküldüğü bir döneme gebe gibi görünüyor. Siyasetin bu denli magazinleştiği bir atmosferde, vatandaşa düşen ise sadece bu trajikomik tiyatroyu hayretle izlemek oluyor.



