10 Ekim 2016 Haber Yayın Tarihi:

Bahçelievler katliamının 38. yılı

7 üniversiteli genci boğdular, yetmedi kurşunladılar

bahcelievler-katliami

Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren süreçte işlenen en vahşi katliamlardan birisi de 9 Ekim 1978 günü, Ankara Bahçelievler’de 7 Türkiye İşçi Partisi (TİP)’li öğrencinin işkence sonucu katledilmesiydi. Olayda Efraim Ezgin, Faruk Ersan, Hürcan Gürses, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar, Salih Güvenci ve Serdar Alten hayatını kaybetti. Olayın baş sorumlusu Haluk Kırcı ise Gladyo tarafından korundu. Katliamı 2010 yılında itiraf eden Kırcı, “Evet kabul ettim red etmedim. Gençtik bizi kullandılar. Adalete hesap verdim. Asıl şimdi Allah’a hesap vereceğim” dedi. (Sabah, 6 Haziran 2010)

Eterle bayıltıp kurşunladılar
8 Ekim’i 9 Ekim’e bağlayan gece 02.00 sıralarında, öğrencilerin Bahçelievler’de kaldığı eve baskın yapan silahlı 4 kişi, öğrencileri eterle bayıltarak etkisiz hale getirdi. Öğrencilere ağır işkenceler yapan militanlar, Latif Can’ın ağzına, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses’in kafalarına kurşun sıkarak öldürdüler. Osman Nuri Uzunlar’ı ise boğarak katlettiler. Serdar Alten’e ise 8 kurşun sıktıktan sonra öldü diyerek bırakıp kaçtılar. Saldırganlar yanlarında Salih Güvenç ve Faruk Elsan’ı alıp götürdüler. Bunların cansız bedenleri daha sonra Eskişehir yolunun 33. Km’sinde bulundu.

Kırcı itiraf etti
Ağır yaralanan Serdar Alten, ameliyat öncesi verdiği ifadede aracın plakasını ve saldırganların eşgallerini açıkladı. Kendilerine 4 saat işkence yapıldıktan sonra, arkadaşlarının ağızlarından ve kafalarından kurşunlanarak öldürüldüğünü söyledi. Alten, yaşam mücadelesini 8 gün sürdürdü. 17 Ekim günü hayatını kaybetti. Olayın failleri, Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı, ‘İdi Amin’ lagaplı Haluk Kırcı ve Ünal Osmanağaoğlu olduğu ortaya çıktı. Haklarında açılan dava uzun yıllar sürümcemeye uğratıldı. Hak ettikleri cezaları almadılar.

7 kez idam cezası aldı
Cinayeti işlediğinde 20 yaşında olan Kırcı, Ankara Eğitim Enstitüsü’nde öğrenciyken Gladyo tarafından bir grup ülkücüyle birlikte devşirildi. Çok sayıda olayda tetikçi olarak kullanıldı. Kırcı 12 Eylül 1980 darbesinden sonra yargılandı. Kırcı, 17 Kasım 1980 tarihli askeri savcılık ifadelerinde katliamı ayrıntılı anlattı. Kırcı, Bahçelievler Davası’ndan yargılandığı mahkemece, 12 Nisan 1988 günü 7 kez  idam cezasına çarptırıldı. 1989 yılında Bursa Cezaevi’nde kaçma girişiminde bulundu. Çıkarılan  infaz yasasından yararlanarak 26 Nisan 1991 tarihinde şartlı olarak tahliye edildi. Yanlış hesaplama yapıldığı gerekçesiyle tekrar arandı. Firarda iken, 1 Ağustos 1992 günü dönemin Erzurum Valisi Mehmet Ağar’ın nikâh şahitliğinde evlendi. Nikâh resmi Susurluk Kazası’ndan sonra basında çıkınca olay oldu.

Firar etti
Kırcı, 25 Ocak 1996 günü İstanbul’da yakalandı ve aynı gün firar etti. Bu süre içinde İstanbul’da ticari faaliyetlerde bulunduğu saptandı. 10 Ocak 1999 günü İstanbul’da tekrar yakalandı. DGM’de yargılandı. Susurluk Çetesi’ne dahil olduğu gereçesiyle de 4 yıl hapis cezası aldı. 18 Mart 2004 günü tekrar yanlış hesaplama nedeniyle tahliye edildi. İtirazlar üzerine tekrar aranır oldu. Ukrayna’da yakalanan Kırcı, 4 Şubat 2005 günü Kartal Cezaevi’ne konuldu. 28 Mayıs 2010 günü tekrar şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı. 8 Şubat 2011 günü tekrar tutuklandı.

Fethullah Gülen’den maddi destek
İlginçtir, 12 Eylül sonrası yargılanan birçok ülkücü militan idam edilirken, Haluk Kırcı katliama imza atmasına rağmen idamdan kurtarıldı. Muhsin Yazıcıoğlu ve Mehmet Ali Ağca gibi o da Fethullah Gülen hayranı çıktı. Bir konuşmasında “Hocaefendi’nin görüşlerine inanıyorum” dedi. Ağca da yazdığı kitapta, Fethullah Gülen’i övmüş ve 12 Eylül 1980 öncesi cinayetlerden ABD’nin sorumlu olmadığını söylemişti. 1996 MİT Raporu’nda da, Kırcı’ya hapisteyken Gülen’in maddi destek verdiği ortaya çıktı. Kırcı aynı rapora göre, ‘Çiller Özel Örgütü’ şemasında yer alıyor ve İsviçre’de uyuşturucu kaçakçılığından tutukluyken, CIA tarafından kaçırılan Abdulah Çatlı’ya bağlı çalışmış!

AKP’nin paketiyle kurtuldular
7 devrimci gencin öldürülmesinden yargılanıp ceza alan Ünal Osmanağaoğlu ile Bünyamin Adanalı, AKP’nin çıkardığı 3. Yargı Paketi sonucunda, kendilerinin de aralarında olduğu bazı eski ülkücüler için konulan özel düzenlemeyle, 10 Temmuz 2012 günü cezaevinden kurtuldu. Mahkeme, sanık avukatlarının bile “şahsa özel düzenleme” olduğunu kabul ettiği düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşımayı reddetti. Katliam davası nedeniyle yaklaşık 11 yıl daha hapis yatması gereken iki hükümlü, 3. Yargı Paketi’ndeki özel düzenlemeyle cezaları 10 yıla düştüğünden, yaklaşık 3,5 yıl fazladan hapis yatmış oldu. Avukatları, bu nedenle tazminat davası açabileceklerini ifade etti. Ölen TİP’lilerin ailelerinin avukatı Erşen Sansal ise iki ismin her bir TİP’li için sadece 2 yıl yattığını kaydetti. Adanalı ile Kemal Türkler suikasti davasından da zamanaşımı sayesinde kurtulan Osmanağaoğlu’nun tahliyesi için işlemler jet hızıyla başladı. Osmanoğlu Bandırma Cezaevi’nden tahliye edildi. Bünyamin Adanalı da akşam saatlerinde Çanakkale Cezaevi’nden serbest bırakıldı.

Paket’te özel düzenleme
Hükümet, TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sürerken, MHP ile anlaşarak son dakika önergesiyle 3. Yargı Paketi’ne geçici bir hüküm ekledi. Başbakan Erdoğan’ın onayıyla hazırlandığı belirtilen önergede, “12 Eylül 1980 tarihinden önce işlenen suçlardan dolayı lehe kanun, TCK’nın cezaların içtimaına ilişkin hükümleri uygulandıktan sonra ortaya çıkan ceza gözönünde bulundurularak belirlenir” hükmü yer aldı. Böylece, belirlenen nihai cezanın, infaz bakımından en lehe hüküm uygulanarak infaz edilmesi kuralı yasalaştı. Az sayıda solcunun da yararlanacak olması nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda da üzerinde fazla tartışılmayan düzenleme, Cumhurbaşkanı’ndan da onay gördü. Böylece, her bir olay için ayrı ayrı verilen cezayı tek cezaya dönüştüren düzenleme yürürlüğe girdi. Düzenlemenin mimarlarından Ak Partili Selçuk Özdağ, “Solcuların eylemlerine vatana ihanet suçundan tek ceza verilirken, ülkücülere her eylem için ayrı ceza verildi. Biz insan öldürmediler demiyoruz, eşitsizlik var diyoruz. Bunlar ortak acılarımız. Ama 8 askeri öldürene tek ceza verilirken, diğerlerine 7 ceza verilmesi eşitliğe aykırıydı. Mehmet Moğultay’ın bakanlığı dönemindeki başvurularıyla bu eşitsizlik doğmuştu. Şimdi bu gideriliyor” dedi.

Emektar avukat duruşmada
Paketin yürürlüğe girmesinin ardından daha önce 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen ve 1991’de Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişiklikle cezaları her cinayet için 10 yıldan 70 yıl hapse çevrilen Adanalı ve Osmanağaoğlu, “infaz durdurma” başvurusu yaptı. İnfaz hükümlerine göre yatmaları gereken yaklaşık 25 yıl bulunduğunu belirten iki hükümlü, cezalarının yaklaşık 14 yılını çektiklerini, 3. Yargı Paketi’ne göre, sadece 10 yıl yatmaları gerektiğini belirtti.

Bahçelievler Katliamı davasına bakan Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, bu talebi dün karara bağladı. Başvuruyla ilgili duruşmaya, Adalı’nın avukatı Yalçın Kasaroğlu, Osmanağaoğlu’nun avukatı Mustafa Ekinci, mağdur ailelerinin avukatlarından Nezahat Gündoğmuş ile davayı 1977’den bu yana sürdüren Erşen Sansal katıldı. Sanık avukatı Mehmet Ekinci, müvekkilinin Sanık avukatı Mehmet Ekinci, müvekkilinin 7 kez idam cezasına çarptırıldığını belirterek, benzer davalarda 7 kişi ölürken, bir tek cezaya hükmedildiğini söyledi. “Öcalan bile tek bir ceza aldı” diyen Ekinci, “Bu yasal düzenlemenin bu dosya için çıkarıldığı doğru. Bu haksızlığın giderilmesi için 6352 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi konuldu. Bu doğrultuda infazın durdurulmasına karar verilmesini istiyoruz” diye konuştu.

Zaten yararlanmışlardı
Müşteki avukatlarından Sansal ise önce 7’şer kez idam cezasına çarptırılan sanıklar hakkındaki cezanın, 2002’de çıkan ve lehlerine olan yasaya uyarlandığını anlattı. Sansal, sanıkların yeni düzenlemeden yararlanamayacağını savundu. Sansal, düzenlemenin iptali için Anayasa
Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi. Mahkeme heyeti, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini oy birliğiyle reddederek, savcının da görüşü doğrultusunda, infazın ve hükmün yeniden belirlenmesine, bu süreçte mağdur olmamaları için hükümlülerin infazının durdurulmasına karar verildi.

Her genç için iki yıl 
Müşteki avukatlarından Ersan Şansal, tahliyelerle ilgili “7 kişiyi öldürdüler. Her bir kişi için yaklaşık 2 yıl cezaevinde kaldılar” dedi. Sansal, “Bu katiller 19 yıl firarda kaldılar,
mahkemeye çıkmadılar. Şimdi daha itiraz beklenmeden bırakılıyor. Kararı Yargıtay’a taşıyacağız. 1 haftalık temyiz süremiz var. Sonra Yargıtay karara bağlayacak ancak bu süreçte kaçabilirler” diye konuştu. Her iki hükümlü 1999 yılında yakalanarak cezaevine konulabilmişlerdi. (Milliyet, 11 Temmuz 2012)
Kim kimdir?
Latif Can: 1958 Bursa Yenişehir’de doğdu. Türkiye İşçi Partisi’nde 1976’da ilçe başkanı oldu. Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü öğrencisiydi.

Osman N. Uzunlar: 1957 Bursa Yenişehir’de doğdu. Yenişehir Kültür Derneği üyesiydi.
Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü öğrencisiydi.

Serdar Alten: 1956 Tokat Turhal’da doğdu. Genç Öncü’nün kurucu üyesi. Hacettepe Fen Fakultesi, Matematik bölümü öğrencisiydi.

Faruk Ersan: 1955 Kırklareli’de doğdu. Salih Gevenci ile aynı okulda okudu, aynı evde kalıyordu ve aynı yerde çalışıyordu.

Efraim Ezgin: 1954 Kırklareli’n de doğdu. Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi Gazetecilik Bölümü öğrencisiydi.

Salih Güvenci: 1952 Çorum’da doğdu. Yüksek öğrenim için Ankara’ya gelmişti. Genç Öncü’nün kuruluşunda rol aldı.

Hürcan Gürses: 1951 Nevşehir Hacıbektaş’ta doğdu. Genç Öncü’nün kuruluşunda rol aldı. Ankara Devlet Mühendislik Akademisi öğrencisiydi.

Düşünceni söyle, yorum yaz...