20 Eylül 2016 Haber Yayın Tarihi:

Eğitimde bilinmezlikler devam ediyor

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (EĞİTİM İŞ) Çorum Şube Başkanı İlhan Yaşar,  2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılının başlaması nedeniyle bir mesaj yayınladı.

2İlhan Yaşar016-2017 Eğitim-Öğretim yılı, tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde başladığını belirten İlhan Yaşar, ‘Eğitim sisteminin, eğitim ve bilim iş görenlerinin yıllardır birikerek artan sorunlarının daha da ağırlaşmasının yanı sıra, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL uygulamaları nedeniyle geçmiş yıllardan farklı bir durum da söz konusudur.’ dedi.

İlhan Yaşar, mesajında şunları söyledi:

‘Gerek ülkenin içinde bulunduğu durum, gerekse bundan doğrudan etkilenen eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu çok sayıda sorunun varlığına rağmen eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir.

Kamu hizmetlerinin piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümünün en önemli basamaklarından biri olan eğitimde yeniden yapılandırma ve muhafazakârlaştırma uygulamaları, hem Hükümet hem de MEB tarafından çıkarılan yasa ve yönetmelikler, OHAL’in ardından çıkarılan KHK’ler, eğitimde yaşanan sorunlara yenilerinin eklenmesine neden olmuştur. MEB tarafından son dönemde yapılan bazı değişiklikler ve uygulamalarla yüz binlerce öğrenci ve veli yine mağdur edilecektir.

CEMAAT OKULLARININ KAMULAŞTIRILMASI DOĞRU İMAM HATİP OKULLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ YANLIŞ

Darbe girişiminin ardından ise FETÖ operasyonları kapsamında kapatılan cemaat okullarının kamulaştırılması doğru olmakla beraber imam hatip okullarına dönüştürülmesinin hiçbir pedagojik gerekçesi yoktur. Bugüne kadar kapatılan 934 okulun büyük bölümü, Fen, Sosyal Bilimler, Güzel sanatlar Liseleri gibi okullara ihtiyaç olmasına rağmen imam hatipe dönüştürülmüştür.

AKP iktidarı, 15 Temmuz’da gerçekleşen FETÖ darbe girişimini fırsat görerek bir tasfiye süreci başlatmış görülmektedir. FETÖ’yü temizleme bahanesiyle girişilen uygulamalar, muhalifleri yok etme girişimlerine dönüşmüştür. 672 sayılı KHK ile 28 bini MEB bünyesinde olmak üzere, 50 bini aşkın kamu personeli kamu görevinden ihraç edilmiştir. Son olarak terör örgütünü destekleyici faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 11 bin 320 öğretmen görevden uzaklaştırıldı. Darbe girişiminden sonra demokratik düzene karşı yapılacak her türlü girişimin, her türlü darbenin tereddütsüz karşısında olduğumuzu dile getirmiş, devletin içine sızan cemaat ve tarikatlar dahil tüm paralel yapıların, devletin tüm kılcal damarlarından kökünün kazınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştık.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN UYGULAMASI
KAMUSAL 
 EĞİTİMİN NİTELİĞİNİ DÜŞÜRECEK

Ancak siyasi iktidar, yürütülen soruşturmalarda beklenen hassasiyeti göstermemiş, hukukun evrensel ilkelerine riayet etmemiş, terör örgütüyle hiçbir bağlantısı olmadığı halde masum kamu görevlileri de görevlerinden alınmıştır.

Okulların açılmasına az bir süre kalmışken, var olan öğretmen açığı daha da artmıştır. Bu tabloya rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, kadrolu öğretmen atamasından vazgeçmiş mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirmiştir. Eğitim-İş, kamusal bir hak olan eğitimin niteliğini düşürecek sözleşmeli öğretmen uygulamasını yargıya taşımıştır.

Yeni eğitim öğretim yılı önceki yıllara göre giderek daha ağırlaşan sorunlarla başlarken, devletin resmi rakamları, gelir dağılımındaki bozulmanın yansıdığı eğitim harcamalarındaki büyük adaletsizliğin toplumu “eğitimsizliğe” doğru sürüklediğini ortaya koymaktadır.  Toplum, iyi eğitilmiş bir azınlıkla kötü eğitilmiş ya da eğitilememiş bir büyük çoğunluk olarak ayrılmaya doğru ilerlemektedir.

TÜİK’in hane halkı bütçe harcamalarıyla ilgili araştırmaları Türkiye’de en zengin ve en yoksul kesimlerin yaptığı harcamalar arasında en büyük uçurum eğitim harcamalarında yaşandığını ortaya koymaktadır.

Türkiye’de geçen yıl aile başına aylık 66 lira, yıllık ise 792 liralık bir eğitim harcaması yapılmıştır. Ailelerin eğitime yaptıkları aylık ve yıllık ortalama eğitim harcamasının bu kadar düşük olması, büyük bir çoğunluğun eğitim için tek kuruş para harcayamamasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla Türkiye’de eğitime para harcamak “mutlu azınlığın” ayrıcalığı haline gelmektedir.

En zengin ve en fakir yüzde 20’lik gelir grupları arasındaki fark toplam tüketim harcamalarında 6,5 kat iken, eğitim harcamalarına geldiğinde aradaki uçurum 15-16 kat artarak 78 kata kadar çıkmıştır.

AKP İKTİDARI KAMUSAL EĞİTİMİ
BİR HİZMET OLMAKTAN ÇIKARDI

AKP iktidarı döneminde eğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini, özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyerek kamusal eğitimi bir hizmet olmaktan çıkardığını MEB’in kendi istatistikleri ortaya koymaktadır.

Bu yıl başlanan sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla da hedeflenen eğitimin özelleştirilmesi ve yerelleştirilmesidir. Türkiye’de eğitim fakültelerimizden yıllık yaklaşık 80 bin civarında öğretmen mezun edilirken, MEB hala eğitim sisteminin ihtiyacı kadar atama yapamamaktadır. 70 bine yakın ücretli öğretmen ayda 1.177 TL ücretle, sendikal haklardan mahkûm, güvencesiz olarak istihdama devam edilecektir.

Sonuç olarak Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılması, eğitimin eşit, parasız ve kamusal niteliğinin arttırılması ile mümkün olur. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşaklar, değerler eğitimi adı altında verilen din eğitimiyle değil, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmelidir.

Eğitim-İş olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların, akıl, bilim ve sanat ortamında barış ve huzur içinde verilen bir eğitim sistemiyle yetiştirilmesi için her türlü dayatmanın karşısında olacağız.’

Düşünceni söyle, yorum yaz...