5 Ekim 2012 Haber Yayın Tarihi:

Hükümete Zam Tepkisi

Türk Tarım Orman Sen İl Başkanı Mehmet Ferit Erkün, her yıl, siyasi iktidarın gerçekçi olmayan hedeflerine paralel olarak belirlenen enflasyona endekslenen; ekonomik hayatın olumsuzluklarının, geçim sıkıntısının, zorunlu harcama kalemlerindeki fiyat artışlarının göz ardı edildiği maaş artışlarıyla, yoksulluğa, açlığa ve kaderine terk edilen memurlar, emekliler, dar ve sabit gelirlilerin ekonomik olarak ayrımcılığa ve zulme tabi tutulduklarını söyledi.
Sendika binasında düzenlediği basın toplantısında konuşan Erkün, “Hayali enflasyon hesabına göre hazırlanan bütçe hedefleri tutmayınca, vatandaşın sırtına yüklenen vergi artışları ve zamlar artık dayanılmaz hale gelmiştir. Öyle ki 2012 yılı için memur ve emekli maaşlarına toplamda yüzde 8,2’lik artış yapılmasına rağmen; Bütçe açıklarının kapatılması için, düşük silindirli otomobillerden alman ÖTV artırıldı. Tapu harçlarına zam yapıldı. Benzin, mazot ve LPG’den alınan vergiler 30 kuruş yükseltildi. 15 gün içinde benzine tam 4 defa zam geldi. Dünyanın en pahalı benzinin tüketildiği tek ülke olduğumuzu siyasi irade hariç, herkes biliyor. Bununla da yetinilmedi doğalgaz ve elektriğe yüzde 10 zam daha yapıldı. Doğalgaza ve elektriğe bu yıl Nisan ayında da yüksek oranlı zam gelmişti. Ocak ile ekim arasında geçen zamanda azar azar olmak üzere toplamda yüzde 31-32′ lere varan doğalgaz zammı gerçekleştirildi. Vatandaşlarımız geçen yılki faturalarını saklıyorlarsa karşılaştırdıklarında göreceklerdir. İstenirse örneği bende mevcuttur.
LPG yüzde 25,9, mazot yüzde 13,5, benzin yüzde 12 zamlanmış oldu. Bu zamların başlangıç olduğunu, bugünden itibaren iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini hepimiz biliyoruz. Bu günden başlayarak, (ulusal basından da takip ettiğimiz gibi) zamlar, ekmekten, suya, otobüs, taksi ücretlerinden, temel gıda maddelerine yağmur gibi yağacaktır. Nitekim dün ekmek, peynir, et ve süt zamlarını duymuşsunuzdur. Bu zamlar karşısında olan yine bizlere, sizlere, dar ve sabit gelirlilere olacaktır. Memur maaşlarına yüzde 4+4 zam yaparken elleri titreyenlerin, doğalgaza, elektriğe, tüpe, benzine en az yüzde 25-30 zam yaparken vicdanları sızlamıyor mu? Ekonomideki her olumsuzluğa aynı mantıkla yaklaşılması, bilinen, kolay tedbirlerin uygulanması sonucunda bütün zorunlu tüketim kalemlerine zam yapılmakta, vergi ve harçlar artırılmakta, alım gücü düşmekte bu kez de tüketim daralmakta ve ekonomik krizler daha da derinleşmektedir” dedi.
Bugün de ekonomik verilerin bozulması sonucunda yine aynı tedbirlere başvurulduğunu ve Hükümetin “vurun abalıya” mantığıyla, memurların, emeklilerin, dar ve sabit gelirlilerin sırtına yüklediğini kaydeden Erkün, “Yıllardır iktidarların başarısızlıkları, kötü niyetli yöneticilerin beceriksizlikleri bizlerin sırtına yükleniyor. Her ekonomik kriz yeni zenginler yaratırken, çalışanlar ve memurlar fedakârlık yapan, geliri azalan ve zamlar altında ezilen kesim oluyorlar. Siyasi alanda alınan her karar “milletimiz öyle istiyor” diye meşrulaştırmaya çalışılırken her alanda tekel haline getirilen malum çevrelerin milletimizi, esnafı ve tüketiciyi inim inim inletmesine yarayacak tedbirler uygulanırken nedense “millet” hep unutuluyor.
Dünyanın en pahalı benzinini kullanmak istemiyoruz. Dünyanın en yüksek oranlı peşin vergisini ödemek istemiyoruz. Siyasetçilerin beceriksizliklerinin bedelini ödemek istemiyoruz. Adaletsiz vergi yükü altında ezilmek istemiyoruz.Nimeti paylaşırken bencil davrananların, külfeti bu milletin sırtına bindirmesine “Hayır” diyoruz. Bu adaletsizliklerin durdurulması, memuru, emekliyi, dul ve yetimleri hallaç pamuğu gibi atan zamların iptali için mahkemeye başvurmuş bulunuyoruz. İnşallah siyasilerin basiretsizliğini, adli makamlar çözecek; memurlarımızı, emeklilerimizi, işçilerimizi, dul ve yetimlerimizi çepeçevre saran bu zam prangası göstereceğimiz İrade ve kararlılıkla, kırılacaktır.
Bütçenin dengesini bozanlar, memurlar, işçiler, emekliler, dul, yetim ve çiftçiler değildir. Bütçenin dengesini bozanlar TBMM tarafından kullanılan 28 araç için yülık tam 454 bin TL yakıt bedelini devletin kaynaklarından ödetenlerdir. Bütçenin dengesini bozanlar temsil gideri adı altında devlete milyarlarca lira hesap çıkaranlardır. Bütçenin dengesini bozanlar, beş yıldızlı otellerde yaptıkları etkinliklerin parasını devlete ödetenlerdir. Bütçenin dengesini bozanlar, rahatları için milyonlarca lira bedelle kendilerine lojman binası yaptıranlar, kamunun gereksiz ve lüks tüketimine göz yumanlardır. İsrail’in kurguladığı, ABD’nin yönettiği Büyük Ortadoğu Projesi’ne taşeronluk yapmak uğruna komşularımızla düşman olduk. Ortadoğu’da çıkarılan iç çatışmalarda malum devletler silah satarak para kazanıyor.
Bu yanlışın bedelini de zamlar yoluyla yine milletimiz ödüyor. Bugün ülkemizin en zengin %20’si ile en fakir %20’si arasında tam 8 kat fark oluşmuş durumdadır. Bu adaletsizlik, Türkiye’yi OECD’nin gelir dağılımı en bozuk üçüncü; yoksulluğun en yoğun olduğu beşinci ülkesi yapmıştır. Her geçen gün zengin biraz daha zengin; fakir biraz daha fakir hale gelmektedir. Her gün büyük şehirlerde, herkesten ayrı, giriş-çıkışın kontrol altında tutulduğu, kendine has, lüks bir yaşam sunan sitelerde, tanesi milyon dolarları bulan evler inşa ediliyor. Bir avuç mutlu azınlık için milletten ayrı yaşam alanları oluşturuluyor. Buna karşın milletimizin % 42’si çatısı akan evlerde yaşıyor. %80’İ evine eşya dahi alacak durumda değildir.
Milyonlarca dolarlık evlerde yaşayanlarla, çatısı akan evlerde yaşayanlardan aynı miktarda vergi toplanırsa, bunun adına adalet demek mümkün müdür? Düzeltilmek zorunda olan bunca yanlış dururken kurtuluşu, maaşına yalnızca %4+4 zam yapılan memurun, işçinin, emeklinin, dul ve yetimin rızklarında arayanlar Allahlarından bulsunlar. Olaylara kendilerine ait dünyalardan, sırça köşklerden bakarak milletin sorunlarına çare arayanlar, 740 lira asgari ücretle, 1000 lira emekli maaşıyla, 1500 lira memur maaşıyla kuru ekmeğe talim edenlerin halini anlayamazlar. Yıllardır her ekonomik krizde adeta günah keçisi haline getirilen ve her gün yeni bir uygulama ile ezilen dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın, bu zamları karşılayacak gücü kalmamıştır. Yetkililer, bu gerçeği görmeli, yaptıkları hataların bedelini millete ödetmekten vazgeçmelidir. Nimeti bizlerle paylaşmayanların, külfette bizlerden fedakârlık isteme hakkı yoktur. Devleti yönetmekte acz içinde olanlar, milletin yakasından düşmeli, dar ve sabit gelirlilerin sırtından inmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.

Düşünceni söyle, yorum yaz...