Açık Lise Sınavlarında “Adres” Kaosu: Tasarruf Genelgesi Kağıtta mı Kaldı?

Çorum’da gerçekleştirilen Açık Öğretim Lisesi sınavlarında sınav merkezi atamaları, öğrenci ve velileri isyan noktasına getirdi. Evinin dibindeki okul yerine şehrin diğer ucundaki okullara atanan öğrenciler, hem trafik yoğunluğuyla mücadele ediyor hem de sınav haklarını kaybediyor.


Hizmet Yerindenliği İlkesi İhmal mi Ediliyor?


Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen merkezi sınavlarda, adayların ikamet adreslerine en yakın sınav merkezlerine yerleştirilmesi esas alınırken, son sınavlarda yaşanan "çapraz atamalar" akıllarda soru işareti bıraktı. Cumhuriyet Lisesi’ne 100 metre mesafede oturan bir öğrencinin Mimar Sinan bölgesine, Mimar Sinan’daki bir öğrencinin ise Ulukavak bölgesine gönderilmesi, hem veliler için ciddi bir zaman kaybına hem de şehir trafiğinde gereksiz bir yoğunluğa neden oluyor.


"Tasarruf Genelgesi" ve Yakıt İsrafı


Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi kapsamında kamu kaynaklarının verimli kullanılması hedeflenirken, sınav atamalarındaki bu plansızlık yüzlerce özel aracın şehir içinde kilometrelerce yol yapmasına sebebiyet veriyor. Veliler, "Eğer bir tasarruf yapılacaksa, bu sadece kağıt üzerinde kalmamalı. Yüzlerce aracın aynı anda şehrin bir ucundan diğer ucuna gitmesi hem yakıt israfı hem de milli servet kaybıdır," diyerek duruma tepki gösteriyor.


Mağduriyet Sınav Hakkına Engel Oldu


Sınav merkezi atamalarındaki bu verimsizlik, sadece ekonomik kayıpla sınırlı kalmıyor. Trafik ve mesafe uzaklığı nedeniyle sınav salonuna dakikalarla geç kalan öğrenciler, yönetmelik gereği sınav binalarına alınmıyor. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan sınavlarda, ikametgahına çok uzak bir merkeze atanan birçok öğrencinin, ulaşım aksaklıkları nedeniyle sınav hakkını kaybederek dönem kaybı yaşadığı bildirildi.
Çözüm Önerisi: İkamet Odaklı Atama Sistemi
Vatandaşlar, Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerine seslenerek sınav merkezi belirleme algoritmasının ikametgah adresini birincil kriter olarak alması gerektiğini savunuyor. Mevcut sistemin "halka eziyet sistemine" dönüştüğünü ifade eden veliler, şu soruları yöneltiyor: