4 Temmuz 2021 Haber Yayın Tarihi:

“KATLİAMLARI UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”

Türk tarihinin en acı olaylarından, 57 kişinin katledilerek öldürüldüğü Çorum Olayları, 41. yıldönümünde anıldı.1980 yılında meydana gelen Çorum olaylarının 41. yıldönümü nedeniyle Kadeş Barış Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması yapıldı.

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen anma etkinliği sırasında Emniyet Müdürlüğü görevlileri geniş çaplı güvenlik önlemi alırken, alana girenler tek tek arandı. Katılımcılar, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nde başlayarak Bahabey Caddesi üzerinden Kadeş Barış Meydanı’na kadar yürüdü. Adalet, barış, özgürlük, hak, hukuk, demokrasi taleplerini içeren pankart ve dövizlerin taşındığı yürüyüşün ardından basın açıklamaları yapıldı. Program, katliamlarda hayatını kaybeden canların anısına saygı duruşu ile başladı. Programa; CHP Genel Başkan Danışmanı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, HDP Milletvekili Zeynel Özen, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Korkmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Örgütlenme Sorumlusu Mehmet Ali Çankaya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, siyasi parti yöneticileri, olaylarda hayatını kaybedenlerin aileleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Hacı Bektaş Vakfı’ndan başlayıp Kadeş Barış Meydanı’nda sona eren yürüyüşte en önemli talep “olayların dosyasının yeniden açılması ve Çorum’a barış anıtı dikilmesi” oldu.

“HER ACI BİZİM İÇİN KERBALA’DIR”

Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, “Her acı bizim için Kerbala’dır. Bizim amacımız yaşanan acıları unutturmamak ve unutmamaktır” dedi. Zorbalık karşısında sessiz kalan herkesin içindeki insani duyguları da kaybedeceğini belirten Aksoy, “İnsanların öldüğü yerde yeni katliamlara davet çıkar. Toplumsal duyarsızlık, sessizlik ve seyirci kalmak zalimin güçsüzlüğünü vücuduna süren bir örtüdür. İnsan önce hak etmeli. Mücadelesinin, insan kalmasının koşulu olduğunu bilmelidir. Şehitlerimizi yâd etme, unutmama, insanlar için uyarma, gözlerini hakikate açma ve yüzleşmedir. Birlik olup mazlumdan yana tavır almasıdır. Çünkü tarihte yaşanan katliamlar bunun en iyi kanıtıdır. Bu kapsamda bütün acılarla devlet olarak, halk olarak, mazlumlar olarak yüzleşmek; eşit yurttaşlık, demokrasi ve bütün inançların kendisini ifade etmesiyle olacaktır” şeklinde konuştu. Alevi kurumları adına söz alanlar da yaptıkları konuşmalarda birlikte mücadele etmenin önemine değindiler. Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Basın Sözcüsü Avukat Ahmet Özdel ise yargılamalarının yeniden başlatılması ve Kadeş Barış Meydanı’nda bir barış anıtı açılması gerektiğini dile getirdi.

ÖZDEL:‘ÇORUM İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR’

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Basın Sözcüsü Avukat Ahmet Özdel, yargılamalarının yeniden başlatılması ve Kadeş Barış Meydanı’nda bir barış anıtı açılması gerektiğini dile getirdi. Özdel, Çorum katliamının insanlığa karşı suç olduğunu belirterek, dosyasının yeniden açılması gerektiğini söyledi. Konuşmasına “Biz belgelerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz aslında” diyerek başlayan Çorum Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Basın Sözcüsü Avukat Ahmet Özdel, “12 Eylül askeri darbecilerini yargılayan savcılar bir iddianame hazırlamışlar. İddianamede olaylarda somut olarak yargılanan, katliam yapan, katliamın bir parçası olan bir kişi şöyle diyor: ‘Cami bombalandı, sular zehirlendi gibi söylentiler yayıldı. Polis ve asker olaya müdahale etmedi. Firari sanıklar kentte rahatça gezdi. Bazı subaylar kendilerine silah verdi. Alaettin Camii’nin bombalanmasına ilişkin yalan haberin asılız olduğunu camide anlatmaya çalışan Kazım Arık isimli şahsı dar ettiklerini, dövdüklerini’ anlatıyor. Bunlar Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alıyor” dedi. Şiddetin her ülkede olabileceğini belirten Özdel, “Bir ülkede demokrasi varsa o ülkenin yöneticileri, belediye başkanları, valileri, bakanları katliamı yapanların yanında yer almaz. Onu kınar. Katliamın olduğu yerde Türk Yıldızlarını Çorum semalarında dolandırmaz. Belediye başkanları, valilik yaşanan acılara saygı duyar. Bir kentte toplumsal barış, insanların birbirini anladığı zaman tesis edilir. Yeni Zelanda’da bir katliam oldu. Oradaki Müslümanların yanına ilk olarak o ülkenin başbakanı gidiyor. Onlara sahip çıkıyor. Bizde de valilerin, belediye başkanlarının sahip çıkması gerekir” şeklinde konuştu. İki temel taleplerinin bulunduğunu anlatan Özdel, “Çorum katliamı insanlığa karşı suçtur, dosyası yeniden açılsın. Alaettin Camii’ne bomba atanlar yalanını ortaya çıkaranlar tespit edilsin. TRT’de bunu saatlerce yayınlayanlar ortaya çıkarılsın. İkinci temel talebimiz şudur; bu topraklarda kadim bir kültürün mirasını taşıyoruz. Eski milletvekili Adnan Türkoğlu’nun dediği gibi bir barış anıtı dikilsin ve bundan sonraki nesiller toplumsal barışı ve kardeşliği yaşatsın” dedi.

SOLMAZ:72 MİLLETE AYNI NAZARDAN BAKIYORUZ

Çorum katliamında bir fırında yakılarak katledilen Alevi dedesi Veli Solmaz’ın kızı Naime Solmaz, “Çorum’da yaşanan bu acı olayı, acı katliamı tekrar yâd etmek içir bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizim ailelerimiz bizi ‘72 millete aynı nazara bakılır’ terbiyesiyle yetiştirdi. Biz 72 millere aynı nazardan baktık ama onla bize bakmadılar” dedi. “Benim babam bir çakı bile taşımazdı” diyen Solmaz, “48 yaşında bu topluma, alevi milletine, insanlığa verecek çok güzel mesajları vardı. Çok güzel birikimleri vardı. Saygısı yerindeydi, sevgisi yerindeydi. Bırakmadılar, tomurcuk gül gibi dalından kopardılar. Hiçbiri bu durumu hak etmedi. Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Gezi hak etmedi” diye konuştu.Solmaz, “Kimsenin kimseyi zamanında önce katletmek gibi bir lüksü olamaz. Bunlara insan diye bakılamaz. İnsani değerlere, canlılara, doğaya, bitkiye saygı duymayanlar tabi ki hiçbir inanca da saygı duymaz. Bu güzel mekânda doğduğum, büyüdüğüm bu topraklarda keşke böyle bir katliam için burada olmasaydık” dedi.

MAT: ADALETİN YERİNİ BULMASI BİR DEVLETİ DAHA DA YÜCELTİR

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, yıllardır Sivas’ta Maraş’ta Çorum’da anma etkinlikleri yaptıklarını belirterek “25 yıldır hep aynı şeyleri dile getirdik. Barış, demokrasi, özgürlük istedik, katliamlarla devletin yüzleşmesini istedik. Bu katliamlara sebep olanların yargılanmasını talep ettik. Hiçbir şey değişmedi. Devlet üst aklı halen yaşanan bu katliamların hesabını vermemek konusunda inadını sürdürüyor. Eğer bir devlet kendi vatandaşının mal ve can varlığını korumakla yükümlüyse bu katliamların olmasında da birinci derece suçlu olduğunu kabul etmesi gerekir. Bu durum, devleti küçültmez, prestijini sarsmaz. Aksine bu katliamlarla yüzleşmesi, adaletin yerini bulması bir devleti daha da yüceltir, daha da büyütür, daha da güçlendirir. Devletin üst aklının böyle bir niyeti yoksa biz de taleplerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bir kişi de kalsak bu talepleri ısrarla dile getireceğiz. Sadece devletin üst aklına kızarak, sadece karşı mahalleye itiraz sunarak bir başarı elde edemeyiz. Kurumsal kimlikleri, alevi kurumlarının bir arada birlikte mücadele etmesinin ne kadar değerli olduğunu konuşmamız lazım. Suçun birazını da kendi mahallemizde görüyorum. Daha kitlesel eylemleri sağlamalıyız” ifadesini kullandı.

GEÇMEZ: BİR YÜZLEŞME TALEP EDİYORUZ

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye’de barış ve kardeşliğin egemen olması için mücadele ettiklerini söyledi. Birlikte yaşamayı, eşit yurttaşlığı ve bir yüzleşmeyi talep ettiklerini kaydeden Geçmez, “Bunun olabilmesi için de demokratik bir parlamentonun oluşmasına inanıyoruz. Bunu kendimiz için değil, Türkiye’nin çoğunluğunu oluşturan sünni yurttaşlarımız için de talep ediyoruz. Onların da kendi inançlarını yaşamaları için, katliamların bir daha yaşanmaması için yapacakları tek kıymetli şey birlikte yaşamaktır. Koca Yunus’un dediği gibi ‘mal da yalan mülk de yalan, gel biraz da sen oyalan.’ Ama arkasından da ‘Kâbe’si insan olmayanın geleceği olmaz’ derdi. Bu topraklarda daha önce bizden önce çok değerli kültürler, birikimler vardı. Kadeş Meydanı, dünyada ilk barış sözleşmesinin adının verildiği meydan. Ne oldu bu topraktaki insanlara? Neden bu meydanda barışı değil de bir katliamı konuşuyoruz?” dedi. “Gelin birlikte yaşamayı hep birlikte savunalım” çağrısını yineleyen Geçmez, şunları söyledi: “Türkiye dünyadaki modern insanlarla birlikte yürümek istiyorsa ancak ve ancak bu bir kardeşlikle, anayasal güvence altına alınmış bir kardeşlikle olur. Bunun dünyada örnekleri çoktur. Dünyanın değişik bölgelerinde de katliamlar yaşanmıştır. Bununla yüzleşmeyi becerebilenler oldu. Çorum’u, Sivas’ı, Maraş’ı, Gazi’yi yaşayan canlarımız adına bir kez daha yüzleşmeye davet ediyorum. Biz buraca bir şiddeti, bir kini, bir nefreti kusmak için gelmedik. Kardeşlik için, birlikte yaşamak için geldik. Hacı Bektaş diyarına, Pirbaba diyarına, onların dünyaya yaydığı güzelim düşünceyi bir kez daha onların talipleri olarak söylemeye geldik.

”SARIBAL: İNSANLIK SUÇUNUN ZAMAN AŞIMI OLMAZ

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, insanlık suçunda zaman aşımının olamayacağını dile getirdi. Sarıbal, “Sıcak bir havada bir aradayız. Hiçbir sıcak Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da yaşanan o acılardan şiddetli değildir. O yüzden bu katliamların azmettiricileri ve sorumlularının kendisiyle yüzleşmediği sürece acılarımız hep taze kalacak. Bir daha bu topraklarda bir katliam olmasın diyoruz. Bizler 84 milyon, bu topraklarda barış, kardeşlik ve dostluk içinde yaşamak istiyoruz. Çocuklarımıza mutlu ve dayanışma içinde bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Bu topraklarda insanca ve kardeşçe yaşayacağız. O yüzden hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız, unutmak demek razı olmak demektir. Unutmak demek kabul etmek demektir. İnsanlık suçunun zaman aşımı olmaz. Hukuk adalet ve vicdan önünde gerçek suçluların yargılanması için, Sivas’ta Madımak Utanç Müzesi ve burada Çorum’da barış anıtının ortaya çıkması için mücadele edeceğiz” diye konuştu.

Düşünceni söyle, yorum yaz...