25 Temmuz 2016 Haber Yayın Tarihi:

İmam Çorum’da yakalandı

Fetö imam 1Hürriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen MİT tırları soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan ve Çorum’da teslim olan FETÖ’nün jandarma imamlarından Hasan Bektaş, FETÖ’nün en büyük suç örgütlerinden biri olduğunu belirtti.

O İMAM EMNİYETTE HER ŞEYİ İTİRAF ETTİ

Teslim olduktan sonra Çorum Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınan Bektaş, örgütle 1998 yılında, lise 2. sınıfta tanıştığını anlattı. Örgüte ait dershaneye gittiğini, 2000 yılında da Konya Selçuk Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümünü kazandığını söyleyen Bektaş, üniversite öğrenimi süresince “cemaat evinde” kaldığını bildirdi. Bu evlerde düzenli olarak Fetullah Gülen’in videolarını izlediklerini ve kitaplarını okuduklarını belirten Bektaş, bu dönemde Konya’nın Ilgın ve Kadınhanı ilçelerinde olduğunu hatırladığı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi Ahmet isimli bir kişinin “ev imamlığı” yaptığını kaydetti.

ÖRGÜTÜN OKULLARINDA ÇALIŞMAYA BAŞLAMIŞ

Üniversite birinci sınıfta örgütten eğitim aldıktan sonra ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda cemaatin okullarına giden öğrencilere ders anlatmaya başladığını ifade eden Bektaş, 2004’te KPSS’den devlet memuru olabilecek puanı almasına rağmen “örgütün okullarında çalışma teklifini” kabul ettiğini söyledi.

CEMAATİN TANIŞTIRDIĞI EŞİYLE EVLENMİŞ

Bektaş, 2007’ye kadar Konya’daki örgüt okullarında, daha sonra ise Adana’da öğretmenlik yapmaya devam ettiğini, 2008’de eşi S. Bektaş ile evlendiğini dile getirdi. Bektaş, “Bu evliliğimiz tamamen örgüt içi bir evliliktir. Bu evliliğin kimlerin aracılığıyla olduğunu hatırlamıyorum” dedi. 2009 KPSS ile iyi bir puan alarak 2010’da Adana’nın Feke ilçesi Güzpınar köyüne sınıf öğretmeni olarak atandığını belirten Bektaş, eşinin ise yine kendisi gibi “hak ederek KPSS’yi kazandığını” ve 2011’de öğretmen olduğunu belirtti. Geçmişte bağı olan kişilerce 2011 yılı başında kendisine “sohbet imamlığı” teklifi yapıldığını anlatan Bektaş, örgüt tarafından ayrıca kendisine “Akif” müstear ismi verildiğini söyledi.

SOHBETLERE KATILANLARA VERİLEN KODLAR

Bektaş, ifadesine şöyle devam etti: “Sohbetlerde bu ismi kullanmaya başladım. Muhtemelen sohbetlere gelenler de farklı isimler kullanıyordu. Sohbetlerime bu dönemde Adana il merkezinde görev yapan jandarma astsubay ve uzman çavuşlar birer kişi olarak gelmeye başladı. Bu dönemde üç, dört kadar personelle bire bir sohbet ortamım oldu. Ben bu kişilerin askeri personel olduğunu birkaç ay sonra öğrendim. Bu sohbet görevi yaklaşık bir yıl sürdü ve bu dönem benim örgüt tarafından denememin yapıldığı bir yıldı. Bir yıl sonra bana örgüt tarafından bütün Adana’da bulunan jandarma astsubay ve uzman çavuşların ‘kurum imamlığı’, yani ‘bölge imamlığı’ görevi verildi. Ancak ben bu dönemde imam pozisyonuna getirildiğimi bilmiyordum. Bu dönem içerisinde yanıma gelen personelle dini konularda sohbet, namaz kılma, Fethullah Gülen’e ait videoların izlenmesi, kitaplarının okunması şeklinde devam ediyordu. Ayrıca Adana’da bulunan jandarma astsubay ve uzman çavuşlarca verilen burs, himmet, kurban, zekat ve benzeri yardımları da ben topluyordum.”

Bu sırada aslen Mersinli olan ve Tarsus’ta yaşayan “Nabit” müstear adını kullanan Uğur isimli kişinin, Mersin’deki jandarma astsubay ve uzman çavuşların sorumluluğunu yürüttüğünü de aktaran Bektaş, “Yine Osmaniye ve Hatay illerinden ‘Ertuğrul’ müstear adını kullanan Niğdeli Bayram sorumluluğu yürütmekte idi. Ayrıca benimle birlikle Nahit ve Ertuğrul isimli arkadaşlarımız, bizim bağlı olduğumuz Halil müstear adını kullanan, gerçek ismini kapı zilinde gördüğüm kadarıyla Hamza Ali Ece olarak bildiğim şahıs bizim üst sorumlumuzdu.” dedi.

“MERSİN OSMANİYE HATAY VE ADANA İMAMI”

Ece’nin Mersin, Osmaniye, Hatay ve Adana illerinde tüm subay, astsubay ve uzman çavuşlardan sorumlu “jandarma imamı” olduğunu itiraf eden Bektaş, Nahit ve Ertuğrul ile “himmet” adı altında topladıkları paraları ise makbuz veya not alma sistemi olmadan nakit olarak Ece’ye teslim ettiklerini açıkladı.

Bektaş, örgüt tarafından bekar personelin maaşından yüzde 10, evli personelden ise yüzde 5 para alınması talimatı verildiğini ancak bu talimata genel olarak kimsenin uymadığını, personelin para miktarını belirlerken gelir gider durumuna göre hareket ettiğini anlattı.

17-25 Aralık darbe girişiminin ardından örgütün, AK Parti’nin desteklenmemesi yönünde söylemlerde bulunmaya başladığını belirten Bektaş, bu süreçten önce örgüt tarafından içinde hat olan yeni telefon verildiğini, iletişimin bu telefonlarla sağlandığını, 17-25 Aralık sonrasında ise içinde internet hattı bulunan tabletler dağıtıldığını kaydetti.

PROGRAM İLE İLETİŞİM

Tabletlerin verilmesinin ardından bu telefonların kırılıp atıldığını bildiren Bektaş, “Bu tabletlerdeki iletişim programı yani Tango isimli programı tablete kurulu olarak bize verildi. Bu program normal Tango programı değil farklı bir yazılım ile hazırlanmıştır. İsmi ve amblemi internette herkesin kullandığı Tango ile aynı olan ancak sadece yazışma yapılan bir program üzerinden örgüt içinde iletişim kurmaya devam ettik.” dedi.

Bu iletişim şekliyle örgüt içi para ve randevu saatlerini ayarladıklarını vurgulayan Bektaş, bu sürecin 2014’e kadar devam ettiğini bildirdi.

Bektaş, ifadesini şöyle sürdürdü: “2014 yılı ocak ayı başlarında Jandarma tarafından MİT tırlarının çevrildiği gün Nahit, Ertuğrul ve ben, Halil’in ikametinde rutin görüşmedeydik. Eve girdiğimizde bizi bir odaya kapattı ve dışarıda sürekli telefonla konuştu. Konuşmalar çok net değildi. Ancak bir telaş olduğu açıktı. Ne olduğunu o anda çözemedik. Biz odada otururken Halil yanımıza geldi ve çok kısa bir görüşme yaptık ve topladığımız paraları ona verdik ve evden ayrıldık. Ben daha sonra basından Adana jandarma görevlilerinin, Türkmenlere giden insani yardım malzemelerini taşıyan tırların çevrildiğini öğrendim. Bu olay garibime gitti. Tırların ne amaçla durdurulduğunu muhakeme etmeye başladım.” Fetönün imamı

Düşünceni söyle, yorum yaz...