6 Temmuz 2015 Haber Yayın Tarihi:

Çorum olaylarının yıl dönümünde kardeşlik mesajı

baris-sevgi-kardeslikeÇorum’da 1980 yılında meydana gelen ve 57 kişinin katledilmesi, yüzlerce yaralı ve onlarca evin yakılması ile sonuçlanan olaylar bir kez daha lanetlendi.

Çorum’da 1980 yılında meydana gelen, sağ-sol ayrımı temelinde, mezhep çatışması nedeniyle Milönü semtinde çoğu Alevi olmak üzere sol görüşlü 57 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaylar 35’nci yılında anıldı.

Anma etkinliklerine değişik illerden ve yurtdışından binlerce vatandaş katıldı.

Binlerce kişinin oluşturduğu grup; Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı’ndan Saat Kulesi’ne kadar yürüdü.

‘Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek’ diye slogan atan grup, Bahabey ile Gazi Caddesi’ne ilerleyerek Saat Kulesi’ne ulaştı.

Çorum Olaylarının 35’nci yıldönümündeki anma etkinliklerine çevre illerden ve bazı Avrupa ülkelerinde yaşayan Çorumlulardan da katılım oldu.

Yürüyüş ve basın açıklaması sırasında; “Çorum’u unutma, unutturma”, “susma, sustukça sıra sana gelecek”, “yaşasın halkların kardeşliği”, “Faşizme ölüm, halka hürriyet”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Aleviler burada, devlet nerede”, “Devletin Alevisi olmayacağız” “Faşist cunta yolunda, katledildik Çorum’da” şeklinde sloganlar atıldı.

Anma programına; HDP İstanbul Milletvekilleri Turgut Öker, Ali Kenanoğlu, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Doğan Demir, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy, KESK temsilcileri ve KESK’e bağlı sendikalar, Cumhuriyet Halk Partisi yönetici ve üyeleri, Emek Partisi yönetici ve üyeleri, Halkların Demokratik Partisi temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Kültür Merkezi, Türkiye ve Avrupa ülkelerindeki çeşitli Alevi derneklerinin ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

Hürriyet Meydanında yapılan basın açıklamasında Çorum katliamını gerçekleştirenler hep bir ağızdan lanetlendi.

Alkışlar ve ıslık sesleri eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklaması boyunca çeşitli pankartlar ve dövizler taşınarak, Alevi ve Bektaşi toplumunun talepleri sıralandı.

Çorum’daki etkinlikler, bazı televizyon ekranlarından da canlı olarak yayınlandı.

Katliamlarda hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulması ile başlayan anma etkinlikleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi Başkanı Nurettin Aksoy’un açılış ve selamlama konuşması ile başladı.

Tertip Komitesi adına ise Çorum olaylarının mağduru ve avukatı Sadık Eral konuştu.

Programda daha sonra sırasıyla;  Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, HDP İstanbul Milletvekilleri Turgut Öker ve Ali Kenanoğlu birer konuşma yaparak, katliamları lanetlediler, bu katliamların bir daha yaşanmaması için halkı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye çağırdılar.

 

‘Devlet istemezse katliam olmaz’

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Çorum, Maraş, Sivas, Dersim, Gazi gibi birçok katliamın ve Alevilere yönelik saldırıların tek sorumlusunun devlet olduğunu belirterek, ‘devlete rağmen katliam olmaz” dedi.

Çorum Olaylarının 35. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinliklerinde konuşan Kenanoğlu, “devlete rağmen hiçbir katliam gerçekleşmez. Devlet istemediği sürece bir yerde katliam yapılamaz. Demek ki bu katliamları devlet istedi. O halde katliamların sorumlusu devlettir, devletin derin güçleridir. Bu devleti hepimizin devleti haline getirmek için mücadele edeceğiz ve bunun için de birlikte hareket edeceğiz” ifadesini kullandı.

Yıllardır meydanlarda Alevilere yönelik katliamları lanetlediklerini hatırlatan Milletvekili Kenanoğlu, bu meydanlarda olmaya ve mücadele etmeye devam edeceklerini bildirdi.

Kenanoğlu, devletin tüm Türkiye halklarının devleti olabilmesi, karanlık olayların aydınlatılması için parlamento nezdinde çaba göstereceklerini sözlerine ekledi.

 

‘IŞİD’i lanetleyenler, Çorum katliamını da lanetlemelidir’

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, tüm Alevilerden yollarına, davalarına, geleceklerine sahip çıkmalarını istedi.

1980 yılında yaşanan Çorum olaylarında hayatını kaybedenler 35. yılında anıldı.
Hürriyet Meydanı’nda düzenlenen anma programında konuşan Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, 35 yıl önce Çorum’da yaşanan olayların Türkiye’de yaşanan katliamlardan birisi olduğunu anlattı.

Türkiye’ni bugüne kadar yönetmiş olanların Alevi katliamlarına göz yumduğunu ileri süren Geçmez, “Aleviler olarak her yıl devletle yüzleşmeyi bekliyoruz. Ancak asıl yüzleşmeyi Sünnilerin kendileriyle yapması gerekmektedir. Sünniler kendileri ile yüzleşmediği sürece bu katliamlar devam edecektir” dedi.

Çorum’da 35 yıl önce yaşanan katliamda insanların diri diri yakıldığını, bu sokakların kan gölüne döndüğünü ifade eden Geçmez, “Sünniler artık vicdanlarıyla yüzleşmelidir. 35 yıl önce Çorum’da yaşanan katliamın bugün IŞİD eliyle Ortadoğu’da sürdürülen katliamlardan ne farkı var. Bu sokaklarda Aleviler 35 yıl önce diri diri yakıldı. Maraş’ta da buna benzer olaylar yaşandı, hamile kadınlar karınlarında bebekleriyle birlikte katledildi. Şimdi IŞİD’in yaptığı olaylarla Maraş olayları arasında ne fark var. IŞİD’i lanetleyenler, Çorum ve Maraş olaylarını da lanetlemelidir” diye konuştu.

Ercan Geçmez, Çorum’da yaşanan Alevi-Sünni ayrımını bitirmek, katliamlarla yüzleşmek ve bu acıların bir daha yaşanmamasını sağlamak adına şehrin orta yeri olan Saat Kulesi Meydanı’na barış heykeli yaptırılmasını istedi.

Geçmez, bu davanın sadece Alevilerin değil, vicdanı olan herkesin davası olduğunu kaydetti. Geçmez, “birbirimizle yüzleştikçe kardeşliği nasıl inşa edeceğimizi göreceğiz. Gelin hep birlikte yüzleşelim, demokrasiyi, laikliği, insan haklarını yeniden bu topraklara ekelim” dedi.

 

‘Ülkeyi aydınlar yönetmeli’

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, bu ülkeyi artık gerici, yezit, kafatasçı zihniyetin yerine Alevi, Kürt ve devrimci aydın insanların yönetmesi gerektiğini söyledi.

Çorum Olaylarının 35. yıldönümü nedeniyle Hürriyet Meydanı’nda düzenlenen anma mitinginde bir konuşma yapan Hüseyin Mat, Çorum, Maraş gibi Alevilere yönelik katliamların baş aktörü Kenan Evren’in bir süre önce tarihin çöplüğüne gönderildiğini hatırlatarak, 7 Haziran seçimlerinde ise 1980 cuntasının ürünü olan baraj sistemini yıktıklarını ve Alevi, Kürt ve Devrimcilerin gerçek temsilcilerinin meclise girdiğini belirtti.

İnsanların bir araya gelerek mücadele ettiği müddetçe hiçbir baraj ve engelin söz konusu olamayacağının altını çizen Hüseyin Mat, 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidarını, Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü de yıktıklarını kaydetti.

Mat, bu ülkeyi karanlık günlere sürükleyen, insanlar arasında kin ve nefret tohumları eken, gerici, kafatasçı, yezit zihniyetin yerine Alevi, Kürt ve devrimci, ilerici insanların yönetmesi gerektiğini vurgulayarak, “bu katliamları bizlere reva görenlerden hesap sorana kadar bu meydanlarda olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

 

‘Katliamlara birlikte dur diyebiliriz’

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Turgut Öker, bu ülkenin gerici, ırkçı, savaştan beslenen kişiler tarafından yönetilmemesi için aydınlık yüzlerin birlikte hareket etmek zorunda olduğunu söyledi.

Çorum Olaylarının 35. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinliklerinde konuşan Öker, bu ülkede Sünnilerin ne hakkı varsa Alevilerin de o haklara sahip olmasını, Türklerin ne hakkı varsa Kürtlerin de o haklara sahip olmasını istediklerini ifade etti.

Öker, “herkes eşit haklara sahip olsun ki barbarlıktan, katliamlardan kurtulalım” dedi.

Kimsenin kendi kişisel kompleksine kapılıp Alevilerin birlikteliğini engellemeye kalkışmaması gerektiğinin altını çizen Öker, Alevilerin haklarına kavuşması ve ülkenin aydınlık yüzlerinin bir araya gelmesi için parlamentoda nezdinde gereken çalışmaları yapacaklarını, üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerini bildirdi.

“Aradan 35 yıl geçmesine rağmen Çorum katliamını uygulayan anlayış, zihniyet bugün de ortadan kalkmış değil” diyen Öker, her ne kadar fiziki şiddet yaşanmasa da ülkeyi yönetenlerin Aleviliği asimile etmeye, Sünnileştirmeye çalıştığını kaydetti.

Geçmişte Alevilerin katledildiğini, ancak bugün Aleviliğin katledildiğini anlatan Öker, “Alevileri yolundan döndüremezler, sahte planlarla bizleri yolumuzdan saptıramazlar” ifadesini kullandı.

Katliamların dünde kalmadığını, bugün burada toplanmalarının sebebinin geçmişi anmak değil, yeni katliamların yaşanmasına meydan vermemek olduğunu dile getiren Öker, yeni katliamların engellenmesinin yolunun Alevilerin birlik ve beraberliğinden, örgütlü mücadeleden geçtiğini anlattı.

Bugünün birlik, beraberlik ve mücadele günü olduğunu vurgulayan Öker, “örgütlenmekten başka, ayrıyı, gayrıyı bir kenara bırakmaktan başka çaremiz yok. Katillere, kan emicilere, barbarla teslim olmayacağız. Şantajlara asla boyun eğmeyeceğiz. Biz bugünün yezitlerini ve yamyamlarını çok iyi biliyoruz. Özgürlükten yana olan tüm insanlar ve kuruluşlar bir arada olmalı, katliamlara karşı birlikte mücadele etmeli” ifadesini kullandı.

Öker, bu ülkenin gerici, ırkçı, savaştan beslenen kişiler tarafından yönetilmemesi için aydınlık yüzlerin birlikte hareket etmek zorunda olduğunu söyleyerek, “birlikteliğimizi pekiştirelim” diye konuştu.

 

‘Geçmişimizi başkaları yazdı, geleceğimizi birlikte yazalım’

Çorum olaylarının mağduru ve avukatı Sadık Eral, bu toprakların tarihinin kirli eller tarafından kirli emeller uğruna mazlumların kan ve gözyaşıyla yazıldığını belirterek, “Tarihimizi, geçmişimizi bugüne kadar hep başkaları yazdı, bundan sonra geleceğimizi biz yazalım” dedi.

Çorum Olayları Anma Yürüyüşü Tertip Komitesi adına bir konuşma yapan Av. Sadık Eral, “Bin yıllık bu kirli oyunu bozmanın yolu farklı inanç ve ibadet sahiplerinin uyanmasından, bu oyuna son vermesinden; bu zalimlere karşı birlik olmasından geçmektedir. Biz demokrasi güçleri olarak emperyalist güçlerin halkının inanç ve ibadetlerini kendi kirli emellerine alet etmesini istemiyoruz” ifadesini kullandı.

Av. Sadık Eral, konuşmasında şunları söyledi:

“Biz bugün buraya bu topraklarda 35 yıl önce yaşanmış ve tam da bu noktada başlamış olan katliamda kaybettiğimiz canlarımızı anmaya geldik…

Ama herkes bilsin ki biz bu noktaya sadece 35 yıl önce bu topraklarda yaşananların acısıyla değil, daha önce ve daha sonra bu topraklarda yaşanan ve hala yüreğimizde kanayan acılarla geldik. Sivas’la geldik, Maraş’la geldik, Dersim’le geldik, Kerbela’yla geldik. Gezi’de kaybettiğimiz fidanlarla; Etem Sarısülük’le, Berkin Elvan’la geldik.

Biz yüreğimizde IŞİD katilleri tarafından katledilen mazlumların acısıyla geldik.

Topraklarından sürülen halkların (Türkmenlerin, Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin) İsrail tarafından zulmedilen Filistin halkının acısıyla geldik.

Bu toprakların bin yıllık tarihi; yokluk ve yoksulluğa mahkum edilmiş halkların bu topraklarda ezilmişlik ve esaret altında yaşanmışlıkların tarihidir…

Bu toprakların tarihi; dün Yezit’le Kerbela’da başlatılan bugün IŞID’le devam eden kıyım ve katliamların tarihidir.

Bu toprakların tarihi; kirli eller tarafından kirli emeller uğruna mazlumların kan ve gözyaşıyla yazılmıştır.

Bin yıldır bu topraklardaki bütün savaşları haklılar mazlumlar kaybetmiş haksızlar zalimler kazanmıştır.

Çünkü haksızlar ve zalimler bin yıldır masumların mazlumların dinlerini mezheplerini inanç ve ibadetlerini kendi emellerine alet etmişlerdir. Din diyerek, mezhep diyerek halkı kışkırtmışlardır, birbirlerine kırdırmışlardır.

Bin yıllık bu kirli oyunu bozmanın yolu farklı inanç ve ibadet sahiplerinin uyanmasından, bu oyuna son vermesinden; bu zalimlere karşı birlik olmasından geçmektedir.

Biz demokrasi güçleri olarak emperyalist güçlerin halkının inanç ve ibadetlerini kendi kirli emellerine alet etmesini istemiyoruz.

Bu İslam’ın bu kutsal Ramazan ayında bu kutsal Cuma gününde buradan bütün inanlara sesleniyoruz:

Çok renkli, çok kimlikli be çok kültürlü olmak bizim zenginliğimizdir. Çünkü tek renkten pano olur çok renkten tablo olur.

Halkınızın dinini kullanarak düşmanlık tokumu ekenlerin asıl kendileri din düşmanıdır. Halkımızı din, mezhep kavgasına kışkırtanlar asıl kendileri halk düşmanıdır.

Bize düşen görev uyanık olmaktır. Bize düşen görevi oyuna gelmemek, bizi

bölmek isteyenlere inat, bizi birbirimize düşman etmek isteyenlere inat birlik ve beraberlik içinde olmaktır.

Biz demokrasi güçleri olarak savaşan bir dünya değil, barış içinde bir dünya istiyoruz. Dil, din, ırk, mezhep ayrımı olmadan demokrasi içinde özgürce doğmak özgürce ölmek istiyoruz.

Biz demokrasi güçleri olarak Çorum olaylarının yeniden araştırılmasını, tüm gerçeklerin gün ışığına çıkmasını istiyoruz.

Bu halkı “Alevi – Sünni” diye bölerek kin tohumu ekenlerin ortaya çıkartılmasını, yargılanmasını istiyoruz. Bunu ibreti alem için istiyoruz. Suçlular cezasız kalmasın diye istiyoruz. Bu topraklarda bir daha kıyımlar katliamlar olmasın istiyoruz.

 

Geçmişimizi başkaları yazdı, geleceğimizi biz yazalım.”

Düşünceni söyle, yorum yaz...