2 Kasım 2012 Haber Yayın Tarihi:

Hitit Suyu satışa çıkacak


Hitit güneşinin doğduğu topraklara ev sahipliği yapan Çorum’un Alaca ilçesine bağlı Alacahöyük beldesi, tarihe ışık tutacak ipuclarını yaklaşık bir asra yakın süredir aralıklarla yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla vermeye devam ediyor.
Bölgede geçtiğimiz dönemlerde ortaya çıkarılan baraj alanında yürütülen çalışmalara bu yıl da devam edilirken, Anadolu’da adı bilinen en eski kavim olan Hattiler döneminden kalan barajın günümüzde inşa edilen baraj teknikleriyle büyük ölçüde benzerlikler gösterdiği belirlendi.
Alacahöyük Kazı Alanı Başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, yaptığı açıklamada, bölgede bir barajın bulunduğunun 1935 yılından bu yana bilindiğini ancak bunu kimsenin açmaya cesaret gösteremediğini dile getirdi.
Dönemin valisi Atıl Üzelgen’in kendilerini yüreklendirdiğini, yine dönemin Çevre Bakanı Fevzi Aytekin’in de maddi desteklemeleriyle kazı çalışmalarına başladıklarını ve barajı ortaya çıkarmayı başardıklarını ifade eden Çınaroğlu, ”Açtık ama tamamına henüz ulaşamadık. Bu barajın 3 bin 250 sene evvel yapılan tekniği bugünkü baraj yapımıyla aynı. Orada sadece çimento yerine kil kullanılmış. Bizim açımızdan da önemi şu, Hititler dahi 3 bin 250 sene önce Anadolu’da barajsız yaşanamayacağını anlamışlar” dedi.
Hitit döneminin ”Hürrem Sultanı” Pudu-Hepa tarafından yaptırılmış
Anadolu’nun bilinen en eski barajı olma özelliğini taşıyan yapının yaklaşık 3 bin 250 yıl önce yaşanan kuraklık dolayısıyla inşasının gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını dile getiren Prof. Dr. Çınaroğlu, ”O dönem çok büyük bir kuraklık oluyor. Bu durum ‘dentrokronoloji’ dediğimiz ağaç halkalarının yapılan tarihlendirilmesiyle kanıtlandı. Bu kuraklığın o sene İspanya’ya kadar uzandığı tespit edildi” diye konuştu.
Yine aynı dönemde Hitit kralı tarafından Mısır’dan 5 gemi buğday getirtildiği, Orta Anadolu genelinde 11 veya 13 barajın inşa edildiğini vurgulayan Çınaroğlu, şöyle devam etti:
”Bugünkü ölçülerde bunlar gölet. İnsan eliyle yapıldığını düşündüğümüzde bunlar o zaman büyük barajlardı. O barajların hepsi kayboldu. Hitit döneminden sağlam kalan tek baraj bu. En önemlisi de bu barajın hangi kral tarafından yaptırıldığını bulduk. Hiyeroglif kitabe bulduk. Bulunan hiyeroglif kitabeden de bu barajın Kral 3. Hattuşili’nin eşi, Hitit döneminin ‘Hürrem Sultanı’ olarak adlandırılan Pudu-Hepa tarafından tanrıça Hepat’a atfen yaptırıldığı anlaşıldı.”
Barajın dikkat çeken yönünün taş dolgu seddi olduğunu ifade eden Çınaroğlu, şöyle konuştu:
”Bugünkü teknikte inşa ediliyor ama çimento kullanmıyorlar, sadece kil kullanıyorlar. Bu barajın, bugünkü barajlardaki taş dolgu seddinden bir farkı var o da seddin ortasında bir ‘dinlenme havuzu’ var. Bu dinlenme havuzu suyu dinlendiriyor. Ondan sonra seddin bitarafına doğru akıtılıyor. Bu akıtılan kısımda ince küçük küçük taşlar var. bu taşlar filtre görevi görüyor. Buradan içme suyu temin ediyor. Diğer taraftan ise büyük kanallar mevcut. Uzun kanallarda sulama amaçlı kullanılmış. Yani dünyada tek örneği olan 3250 yıllık bu baraj, hem sulama amaçlı hem de içme suyu temin etme amaçlı yapılmış olmalı. DSİ’den bunu böyle tespit ettiler ki biz de buna heyet olarak katılıyoruz. Doğru bir saptama.”
”Hitit Suyu olarak satışı bile yapılabilir”
Prof. Dr. Çınaroğlu, Hitit döneminde de günümüzde de barajların dere ya da nehir sularıyla beslendiğini ancak bu barajın suyunun biriktirme havzasından çıktığının belirlendiğine dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
”Genişliği 15, taş dolgu seddi 130, uzunluğu ise 110 metre olan barajın bu açıdan bakıldığında suyu hiç kaybolmamış, 3 bin 250 yıldır akıyor. Barajın gövdesindeki temizlik çalışmalarında 25 milyon metreküp toprak çıkarttık ve buradan onu kaldırdık. Çıkan toprak bir gübreydi aslında. Binlerce yıl burası hayvanları sulama amaçlı kullanmış ancak çıkan su tertemiz. DSİ analizlerini yaptı ve içilebilir derecede bir su olduğu belirlendi. Biraz kireçli ama bu durum bölgenin yapısından kaynaklanıyor. Çok temiz bir su. Hitit Suyu olarak satışı bile yapılabilir.”

Düşünceni söyle, yorum yaz...